DOLAR: 4.85 TL
EURO: 5.69 TL

HASAN DEDENİN İNSANLIK ONURU

17 Mart 2017
316 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

 

HASAN DEDENİN İNSANLIK ONURU

 

Kurşunlu köyü Bayramiç ilçesinin bir köyüdür. Kurşunlu tepesinin güneyine kurulmuş, köyün kuzeyindeki yamaçlar kayalık. Kalın toprak tabakası yok. 1958 yılında ilçeye ulaşım at.eşek veya yürüyerek yapılıyordu. Bayramiç ilçesine gitmek için Kazdağı’ndan çıkan Menderes çayını geçmek gerekiyordu.

Köyün okulu tek dershaneli, beş sınıf birlikte okutuluyor. Seksen iki öğrenci var. Tek öğretmen çalışıyor. Okulun batısında köyün çeşmesi bulunmaktadır. Çeşmenin üst tarafında belki yüzlerce yıllık ulu meşeler var. Köylüler bu çeşmeden içme suyu kullandıkları gibi kasabaya da desti, desti su götürüyorlar. Okulun, çeşmenin kuzeyinden kayalıklar hemen başlıyor. Çeşmenin güneyinde de çeşmeden sulanan sebze bahçeleri bulunuyor. Bağların, bahçelerin arasından geçen yolların iki tarafında karaçalı denilen dikenli çalılardan yapılmış avlular var.

Çarşamba günü kasabanın pazarına giden köylüler okulun önünden geçerken atlarını, eşeklerini durdurup: ‘Öğretmen, pazara gidiyorum. Alınacak bir şey var mı?’Derler. Mahrumiyet bölgesinde bu gibi hatır sormalar çok önemli. Buralardaki çalışmalarıma hız veriyor. Beni buralara bağlıyor. Kendimi güven içinde hissediyor, Daha rahat çalışmamı sağlıyor.

Çocuklarımdan biri hastalandı. Birkaç gün kendi olanaklarımızla iyileştirmeye çalıştık. Başarılı olamadık. Evimize en yakın komşumuz Fadime abla bize geldi. Her gün bir birimize sık, sık gidip geliriz Bu gelişinde daha bir başkalık vardı. Bana dedi ki:’Öğretmen, senin bu dada(çocuk) hasta. Çocuğun durumunu beğenmiyorum. Bu çocuk ölür şu kayaların arasında kalırsa ömrünün sonuna kadar bunun acısını unutamazsın. Sen bunu doktora götür. Bana güvenip emanet edersen iki dadana (çocuğuna) siz gidip gelene kadar bakarım.’

İçim cız etti. Çocuğumun ölebileceğini düşündüm. Çünkü ilk çocuğumuzu kaybetmiştik. O zaman hastalanan çocuğumu doktora eşim, kayın validemle göndermiştim. Geciktiğimiz için kurtaramamıştık. İhmal ediliş suçluluğumu yıllardır af edemedim. Tekrar ayni acıyı yaşamak istemiyorum.

Eşime:

– Emine, Fadime abla doğru söylüyor. Bizi uyarıyor. Sen hemen hazırlan. Çocuğu doktora götürelim.

-Nasıl götüreceğiz?

-Kucakla götürürüz. Biraz ben taşırım, biraz da sen taşırsın. Akşama kadar gider, geliriz.

-Peki ben hemen hazırlanıyorum.

-İki çocuğumuz köyde kalacak. Onları da hazırla. Büyüğü dört yaşlarındakine anlattım. Fadime ablanın sözünden çıkmayın. Bizi bekleyin.

Dershaneye döndüm. Çocuklara: Benim çocuklarımdan biri hastalandı. Onu doktora götüreceğiz. Çantalarınızı toplayın. Evlerinize gidin. Bu gün ders

yapamayacağız. Yarın derslere devam ederiz. Hepinize iyi günler.

Çocuklar köy içindeki evlere dağılmaya başladılar. Biz de hasta çocuğumuzu aldık iki tarafı karaçalıdan avlusu olan dar yoldan yürümeye başladık. Okuldan iki yüz metre kadar ayrılmıştık. Arkamızda köyün korucusu Durmuş bağırıyor. :

‘Öğretmen dur!. Dur!.’ Adam hem bağırıyor, hem koşuyor. Zorunlu olarak durduk. Yanımıza gelmesini beklemeye başladık. Yanımıza geldi. Soluk soluğa’:

-‘Beni katilin Hasan gönderdi. Geriden onun atını getiriyorlar.’Baktım köy tarafından bir atı çeke, çeke bize doğru getiriyorlar. Durmuş konuşmaya devam ediyor

-Katilin Hasan (Hasan Özcan) dedi ki :’ Kurşunlu’nun öğretmeni çocuğunu sırtında doktora götürmüş dedirtmeyiz. Bizim de insanlık onurumuz var. Benim atıma binsinler. Kasabaya öyle gitsinler. Eğer atı kabul etmezse sen yanlarında atı çeke, çeke götüreceksin. Çeke, çeke getireceksin.’ Kasabada atın nereye bağlanacağını da söyledi. Korucu bunları anlatırken at da yanımıza geldi. At güçlü değildi. Önce ben bindim. “”Biraz gittik. Biraz sonra eşim bindi. Ömründe hiç ata binmemiş. Atın üstünde duramadı. Dar yoldan eşim, korucu ben üçümüz Menderes çayının yanına vardık. Korucuya dedik ki:

-Sen artık geriye dön. Biz bundan sonra yolumuza devam ederiz.

Çaydan geçtik. Biz çaydan geçinceye kadar bekledi. Durmuş bizi çayın karşısında gördükten sonra köye döndü. Bayramiç’e vardığımızda atı bize tembih edilen bir evin ahırına bağladık. Köylülerin atlarını, eşeklerini ahırlarına bağladıkları ailelerin bahçeleri varmış. Hayvanların gübrelerinden faydalanıyorlarmış.

Çocuğumuzu Dr Turgut Beye muayene ettirdik. İlaçlarını aldık. Tedavisi yapıldı. Rahatladık.

Okuma yazması bile olmayan köyün en yaşlı Hasan Dedenin öğretmene saygısını, insanlık onurunu korumadaki davranışı yaşam boyunca hafızamdan silinmeyecek.

 

 

Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık