“DÜĞÜNLERİMİZ”

MAKALELER
776 Defa Okundu

.

“DÜĞÜNLERİMİZ”

Dünya Sağlık Örgütünün Pandemi ilan ettiği 11 Mart 2020 tarihinden sonra, covid-19 corona virüs salgın hastalığının dünyada yeni bir dönem başlatacağı öngörülürken ve nasıl yeni bir dünya düzeni kurulacağı, düğünlerin nasıl olacağı bilinmezken, Ben bildiğimiz ve yaşadığımız geçmiş geleneklerimizi yazmaya çalışayım.
Önceki yazılarımda ilkokuldan sonrasına biraz değinmiştim. Şimdi bunu daha detaylandıralım. İlkokul bittikten sonra yazları hocaya (Kuran kursu) gidilir, genellikle Eylül ayı başında hatim cemiyeti yapılır ve dini bilgiler de tamamlanırdı.” Ergenlik çağı” öyle gözde çok büyütülmez hiçbir travma yaşamadan arkadaşlar arasında atlatılırdı. Delikanlılık çağına girildiğinde bir cep aynası ve tarak alınır saçlar taranmaya başlanırdı. Cep aynaları 7-8 cm. çapında tenekeden çerçeveli, arkasında artist resimleri olan eşyalardı. Cep telefonları olmadığından, arkadaş istekleri, takipler, dürtmeler, beğenmeler,” mesajlaşmalar” sanal ortamda yapılmaz, düğünlerde ayna veya el feneri çakılarak yapılırdı. Gençler birbirlerine olan ilgilerini bu şekilde belli eder, taraflar istekli olursa ve engel bir durum da yoksa evlilik yolunda ilk adımlar atılırdı. Kız isteme, Perşembe akşamları erkek tarafından belirlenen bir dünürcü başı vasıtasıyla olur ve genellikle ilk istemede kabul edilmez, ailenin diğer büyüklerinin de görüşü ve oluru alındıktan sonra tekrar çağırılır ve söz kesimi yapılırdı. Belirlenen bir günde her iki taraftan kalabalık grup olarak Çan’a gidilir nişanlık düzülürdü. Alınan eşyalar ve ziynetler nişan götürme ve kapı açma töreniyle kız evine bırakılır, daha sonra nişan bakmaya gelen komşulara ve akrabalara ikramlarda bulunarak gösterilirdi. Nişan merasimleri ya büyük asri nişan (Tüm halka açık ve kurdele kesilmeli) yada küçük nişan (Aile arasında ) ayenk şeklinde olurdu. Her durumda Nişan merasimi yapılan alanda, Alınmış olan tüm eşyalar, üzerlerine etiket yazılarak (Geline alınanlar, Damada alınanlar ve Akrabalara alınanlar) sergilenirdi.
Düğün zamanı geldiğinde özel yanık ekmeği yapılır ve bundan, düzgün birer yudumluk kesilmiş şekilde ev ev dağıtılıp düğüne davet edilirdi. Yanık ile beraber saç teli ve kına da verilmişse kızlarının sağdıç olduğu anlaşılırdı. Düğünden bir hafta önce resmi nikah kıyılır ve gelinin çeyizleri ve eşyalar kendi evinde serilir, gelin alıcı sabahı bu eşyalar toplanıp damat evine götürülüp gelin odası hazırlanırdı. Düğünler, Perşembe akşamından ayenk şeklinde başlar, Cuma akşamı köylülere, Cumartesi akşamı da misafir düğünü olarak yapılırdı. Gelin öyle kuaförlere gitmez, köyde belli gelin hazırlayıcılar ve yenge tarafından saçına simli teller bağlanarak hazırlanırdı. Köy dışından gelen misafirler, komşular tarafından yatıya alınıp ağırlanırdı. Pazar günü köy delikanlılarının Türk bayrağı altında gelin alıcı merasimi olurdu. Damat gelin almaya gelmez, erkek tarafının akrabaları ve misafirlerle gelinir, hazır bekleyen gelin evinin kapısı kilitli olduğundan önce kaynata ve kaynana tarafından bahşiş verilerek kapılar açılır, gelin avlu içinde bekleyen halk arasına çıkarılırdı. Gelinin yengesi buradaki misafirlere ayna ve yastık gezdirerek bahşişini toplar sonra da takıya geçilirdi. Takı şimdiki gibi kameralar önünde olmaz, gelinin yengesi, kim ne verdiyse yüksek sesle bağırarak açıklardı. Örneğin: yan komşudan bir kahve takımı, kaynanadan bir bilezik gibi.. Takı töreni de bittikten sonra gelin arabaya bindirilip damat evine getirilirdi. Burada gelin arabadan inmez kaynatanın geline bazı şeyler vermesi gerekirdi. Bu bazen bir inek,bazen bir koyun, bazende ziynet olabilirdi. Böylece gelin arabadan iner damat da yanına gelir kol kola girerek evlerine girerlerdi.
Düğünden bir hafta sonra damat götürme olurdu. Bunun için damadın sağdıçları ve bazı yakınları av tüfekleriyle, kuru sıkı silah atışlarıyla akşam yemeği için kız evine gidilir, damat konuşturması ve ayakkabılarının saklanması gelenekleri de yapılırdı. Daha sonra kadınlarla beraber gelin de gelip ailesiyle görüştürülürdü. Böylece düğün ile ilgili tüm işlemler bitirilmiş olurdu. Belki biraz yorucu, biraz ağır ve belki de gereksiz gibi görünen adetler olsa da birlik beraberlik ve mutluluk verici çok güzel günlerdi.
Tüm güzelliklerin görüneceği sağlıklı günlere kavuşmak dileklerimizle..
Necmi Can
30.04.2020