GEZİ YORUM – BELGRAD

MAKALELER
57 Defa Okundu

.

BELGRAD

Sofya’dan yaklaşık 2 saat sonra, bazen bölünmüş, bazen iki yönlü trafiğin aktığı yollardan geçerek, kırağının yaktığı tarlaları ve tepelerinde karların olduğu dağları seyrederek, Bulgaristan-Sırbistan sınır kapısına ulaştık. Gümrük işlemlerinin ardından Sırbistan ülkesine girdik. Bizim öğrencilik yıllarımızda Tarih ve Coğrafya derslerinde Yugoslavya diye okuduğumuz ve Başkenti Belgrad olan ülke şu anda 7 farklı ülkeye ayrılmış ve bunlardan birisi Sırbistan. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması Yugoslavya’yı da etkiledi ve ülkede bulunan farklı etnik gruplar ve milliyetçilik akımları ayrışma başlattı. Bazı ülkeler barışçıl yollarla ve referandumla, bazıları şiddetli çarpışmalarla yeni devletler kurdu. Sırbistan bu ayrılmada başı çeken ve körükleyen ülke konumundaydı. Doğuda Romanya ve Bulgaristan, Batıda Bosna Hersek, Hırvatistan,Karadağ, Güneyde Kosova ve Kuzeyde Macaristan ile komşu olan ülkenin nüfusu 7.300.000 civarında, yüzölçümü 88.361 km2. ve başkenti Belgrad. Tarihte Niş antlaşmasına ev sahipliği yapmış Niş kentinin kenarından , bizim TIR şoförlerinin ve Türk vatandaşlarının Almanya’dan gelirken mola verdikleri dinlenme tesislerinden geçerek saat 16.00 sularında Belgrad’a vardık. Otobüsle şehir turu yaptıktan sonra park edip, yol inşaatı yapılan alanlardan ve merdivenlerden çıkarak Kalemegdan’a (kale meydanı)ve Belgrad kalesine girdik.
Kale, çok sağlam duvarlarla iç içe geçmiş 3 bölümden oluşmakta. Birinci kapıdan (İstanbul kapısı) geçtikten sonra, geniş bir alan ve hendeklerle çevrilmiş duvarlar, 2. Kapı (askeri müze kapısı) sonrası tekrar bir alan ve 3. Kapı saat kulesi kapısı sonrası en iç alana ulaşılıyor. Bu alanda günümüzde festivaller, eğlenceler ve alış veriş yerleri düzenlenmekte. Yine bu alanda Mora Fatihi Damat Ali Paşa türbesi, Sokullu Mehmet Paşa çeşmesi bulunmakta. Kalenin güney batı ve batı tarafı Tuna nehri ile çevrili. Kaleden aşağıya baktığımızda Tuna nehri ile kolları olan Sava nehrinin birleştiği yer bir delta gibi görünmekte. Kale içindeki bu alanda Osmanlıya karşı isyanın başladığı yer Çukur çeşme bulunmakta. Buradaki yapılar Türkiye’nin katkılarıyla restore edilmiş ve iyi durumdaydı. Bundan sonra verilen serbest zamanda şehrin en önemli caddelerinden olan, araç trafiğine kapalı Knez Mihalijova sokağını gezdik. Saat 18.30 sularında otobüste toplanarak havaalanı yakınındaki “B” Hotelde konakladık. 22 Nisan sabah kahvaltımızdan sonra, İstanbul’dan uçakla Belgrad’a gelen Erhan Gözden Hocamızı haalanından alarak Bosna Hersek’e doğru yola çıktık. Erhan Hocamız 21 Nisan Pazar günü Milli Eğitim Bakanlığı yönetici sınavına girmiş ve 22 Nisan sabahı İstanbul’dan uçakla Belgrad’a gelerek buradan turumuza katılmıştı.
Sırbistan benim ön yargılarımı yıktı. Gerçi çok kısa ve az temasımız oldu ama İnsanlarını düşündüğümden daha sıcak ve modern buldum. Mesela havaalanına girerken hiç bir aranma, hiçbir X-ray cihazı geçişi olmadan serbest bir şekilde gidip Erhan Hocayı karşılayıp bulduk. Bizim Çanakkale de bile aranmadan havaalanına giremezsiniz.