ÖZÜ SÖZÜ DOĞRU OLMAK

CUMA HUTBESİ
187 Defa Okundu

04.01.2019 tarihli hutbe

ÖZÜ SÖZÜ DOĞRU OLMAK

Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı
gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah
sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.
Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, büyük bir
kurtuluşa ermiş olur.”

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Bir kişinin
kalbinde aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile
yalancılık, hainlik ile güvenilirlik bir arada
bulunmaz.”

Kıymetli Müslümanlar!
Doğruluk iyiliktir; yalan kötülüktür. Doğruluk
rahmettir; yalan felakettir. Hak, doğrulukla yerini
bulur; yalanla zayi olur. Doğrulukla kazanılan mal ve
mülk bereketlenir. Yalanla elde edilen hiçbir şeyde
hayır yoktur. Onur ve haysiyet, doğrulukla kalıcı hale
gelir. Allah’ın rızasına doğrulukla varılır. Yalanla
varılacak yer ise ancak cehennem azabıdır. Allah
katında sözün değeri, hakkı ve hakikati ne derece
yansıttığı ile ölçülür. Çünkü söz, kalbin ve gönlün
tercümanı, özün ve ruhun aynasıdır. Peygamber
Efendimiz (s.a.s) bu konuda ümmetini şöyle
uyarmaktadır: “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü
doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete iletir. Kişi
devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa
Allah katında ‘doğru’ olarak yazılır. Yalandan
sakının! Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de
cehenneme iletir. Kişi devamlı yalan söyler, yalan
peşinde koşarsa Allah katında ‘yalancı’ olarak
yazılır.”
Değerli Müminler!
Bir toplumda fitne ateşinin yakılmasına, fesadın
yayılmasına, dostlukların sona ermesine, masumların
zarar görmesine ve hakların zayi olmasına çoğu zaman
yalan bir söz sebep olur. Ailede güvenin
zedelenmesinde, sevgi ve saygının azalmasında,
nihayetinde yuvaların yıkılıp ocakların sönmesinde en
büyük sebep yine söze yalan karıştırmaktır. İş
hayatında ve ticarette güven ancak doğrulukla
kazanılır. Dürüst bir müessese nihayetinde dünyevî ve
uhrevi kâr elde eder. Toplumu aldatan, hilesini süslü
sözlerle örtmeye çalışan ve bu uğurda yalan yere yemin
etmekten kaçınmayan ise her iki cihanda iflas etmeye
mahkûmdur. Söz ve davranışlarıyla ümmeti için en
güzel örnek olan Allah Resûlü (s.a.s), yalan konusunda
o kadar hassas davranmıştır ki çocuklara yalan
söylemeyi hatta yalan söyleyerek şaka yapmayı dahi
yasaklamıştır. Nitekim bir defasında, bir kadının
çocuğunu çağırıp, “Gel sana bir şey vereceğim”
dediğini işitince ona, “Ne vereceksin?” diye sormuş,
“Kuru hurma” cevabını alınca “Dikkatli ol, ona bir
şey vermemiş olsaydın, bu senin için bir yalan
olarak yazılacaktı”
buyurmuştur.
Aziz Müminler!
Yalan söylemek ne kadar vebal gerektiren bir
davranış ise, duyulan her haberi araştırmadan doğru
kabul etmek, bilerek ya da farkında olmadan yalanın
yayılmasına sebebiyet vermek de dini ve ahlaki
bakımdan aynı derecede sorumluluk gerektiren bir
davranıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de
bizi şöyle uyarmaktadır: “Hakkında kesin bilgi sahibi
olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve
kalp, bunların hepsi ondan sorumludur”
Kıymetli Müminler!
Dini, ırkı, mezhep ve meşrebi ne olursa olsun
kimsenin izzet ve şerefine dil uzatmayalım. Hak ve
hakikatin peşinden gidelim. Doğruluğu, saygı ve
nezaketi kendimize şiar edinelim. Kıyamet günü her bir
sözün hesabının sorulacağını unutmayalım. Gönlümüzü
karartan, kalplerimizi kirleten, çoğu zaman da
hayatımızı alt üst eden yalandan sakınalım. Özümüz ve sözümüz doğru olsun.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
9 ⁄ 9 =